BEN EVLENİYORUM!

BEN EVLENİYORUM!

Her şey yıllar öncesinde, düğün derneklere giderken başladı. Mahallenin koca karıları daha bacak kadar boyuma bakmadan ‘senin oğlan ne zaman evlecek’ sorusu hepimizi utandırmıştır. Elma yanaklarla, yere baka baka utanırdım. Hadi, yalan söyleme sende yaşadın o günü. Sonra dedikoduculardan koşarak kaçtın ve lafı değiştirdin… İşte tüm serüven aslında burada başladı. Önce işi ciddiye bindirip bir kız sevdim. Platonik aşk işte her zamankinden. Tavşan dağa küsmüş ama dağın haberi yok misali, kızla uzaktan bir küsüp bir barışıyoruz. Ah teyze ah, boyumdan büyük laflar ediyorsun ve beni ne hallere sokuyorsun. Neyse devam edelim. O teyzeler var ya sırasıyla mahallenin tüm kızlarına aşık ettirirler insanı. Ya sonra kırmızı kırmızı yanaklar, yere bakışlar ve koşarak uzaklaşmalar devam eder…. Mahallenin koca karıları beni durduk yere aşktan soğuttu. Aslında sebep onlar değil. Sadece olaya dolaylı yoldan dahil olmaları ve çarpan etkisiyle platonik aşk serüvenini başlatmaları. Gel zaman git zaman cevap bulunamayan aşklar devam etti. Gerçi cevabı bırakalım, ilan bile edilmemiş aşklardan bahsediyorum. İşte bunların hepsi beni yeni bir serüvene sürükledi. Bazen robinson crusoe gibi dünya adasında tek yaşayıp, yaşlanacağıma inanıyordum. Bir aralar Robinson bile adadan kurtuldu, evli barklı oldu ben bile olamadım diyordum. Tabi bir taraftan Robin hood’çuluklar devam ediyor. Kel ilacı bulmuş başkasının kafasına sürdüğü gibi bir türlü yolumuzu bulamadık. Hep bir kahramanlık hikayesinin baş rolünde oynadık lakin, filmin sonundaki sonsuza kadar mutlu ve bahtiyar olarak yaşadılar kısmında yer alamadık… Hemen kendimi nasıl acındırdım. Neyse hikayeye devam edeyim. Gel zaman git zaman artık hep fakir zengin oluyor, zengin zaten zengin az da Robin zengin olsun, mutlu mesut yaşadılar diye bizim de arkamızdan laf etsinler dedik ve başladık çalışmalara. Önce düğün fotoğrafçılığına girdim ki, belki bize de bir şeyle bulaşır diye, lakin üzerimize bile sıçramamış . Sonra baktım ki bir çiçek için tüm kızlar çığlık atıyor. Hayırdır nedir bu çiçeğin muhabbeti dedim. Meğerse çiçeği alan evleniyormuş. Hemen attım fotoğraf makinasını kaptım çiçeği. On, yirmi derken bizim şans yine yaver gitmedi. Azizim sonra baktım ki gelinin ayakkabısının altına isim yazıyorlar, hurafelerle uğraşıyorlar yine hayırdır bu ne diye sordum? Ah o aklım, yine o koca karı seslendi ve dedi ki ‘İsmi yazılan 3 vakte kadar evlenir’. Hemen yazdım ismimi ama olaya kendimi tam mı vermiyorum, bende mi bir şey var anlamadım ki… kahve falları, telveler, merdiven altından geçmeler hayat böyle devam ediyor işte azizim… Küçük bir şaka olsun dedim kızma… Düğün fotoğrafçısı olarak düğünlere devam işte….

nurnberg-wedding-photographer

İstanbul Düğün Fotoğrafçısı

Serhat Serkan Guzelsoy