İYİ ŞEYLER OFİSİ: SERKANIN YERİ

Düğün Fotoğrafçısı
İnsanlar hayata ilk başladığında ağlayarak başlarlar. Tıbbi olarak ciğerlerini oksijen ve hidrojenin yakmasından dolayı çocuklar ağlar denilir. Birde onlara sorabilsek? Kardeş, senin derdin nedir? Ağlayışın nedendir?
Küçük yaşlarda iken kamyon arkası ve duvar sözleri çok meşhurdu. Söz insana bu kadar mı etki eder diye insan düşünmüyor değil. ‘Doğduğunda herkes gülerken sen ağlıyordun, öyle bir yaşa ki öldüğünde herkes ağlarken sen gül’ bu söz benim hayatımda bir dönüm noktası olmuştur.
İnsanlar belirli bir yaşa geldiklerinde ister istemez bir meslek öğrenme hevesine girerler. Tabi bu heves dediğimiz şey aile, toplum ve içsel baskıların sonucunda ortaya çıkmakla beraber bazen de kişinin kendi içinden gelerek olur. Hayatıma yön vermiş ve düğün fotoğrafçılığı kariyerime başlamama sebep olmuş olayların ardından bu söz bana cesaret vermiştir.
Zor zamanlarda, anne ve baba elinin omza koyulacağı vakitlerde bile bu söz omzuma dokunman ilk el olmuştur. Vaz geçmeden düğün fotoğrafçısı ve video kurgu eğitimlerimde karşılaştığım zorlukları bir bir atlatmama yardımcı olmuştur.
Tabi insanlar çıkar, ihtiyaç yada bir muhabbet için karşısındaki bireylerle iletişim kurmaktadır. Hal böyle olunca insanlar size ne tür iletişim biçimiyle gelirse gelsin hayata bakış açınız hep aynı olması gerekiyor.
Kendinizi düğün fotoğrafçısı gibi mutlu zamanların adamı ve kına gecesi gibi ağlamaklı gecelerin fotoğrafçısı diye tanıtıyorsanız işte orada durun. O zaman insanlar size nasıl gelirlerse gelsinler, hayatımızdaki görüşlerimiz ve yaşam biçimimizden vazgeçmeden ve hayatta felsefemizi Aristo’ya ve Sokrates’e kıskandıracak kadar yaşamamız gerekiyor.
İşte yukarıda bahsettiğim işleri yapabilmek için iyi işler yapmanız gerekiyor. Düğün fotoğrafçısı olmak çok kolay gelebilir. Hemen bir internet sitesi, birkaç objektif ve fotoğraf makinasıyla düğün fotoğrafçısı olabilirsiniz. Ama bir sanatkar olamazsınız. Sanat için toplumla beraber yaşamanız ve onların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yeni eserler vermeniz gerekir. Yeni eserler topluma verdiğiniz meyveler gibidir. Ya abi altı üstü düğün fotoğrafçısısın, beyaz gelinlik siyah damatlık çek geç işte demekle olmuyor azizim. Düğün fotoğrafçısı gözüyle değil, sanatçının eserine baktığı gözle fotoğraf çekimi yapmak gerekiyor. Düğün fotoğrafçısı olmakta yetmiyor.
İşte bakış açınız bu şekilde olursa o zaman iyi işler ortaya çıkıyor. Her fotoğraf birbirine benzemiyor. Çünkü her fotoğraf bir sanat eseri oluyor. Düğün fotoğrafçısı çektiği her karede bir hayat, bir hikaye anlatıyor. Hikayeler ve fotoğrafların birleşiminde insanların uzun uzun muhabbetleri, gülüşmeleri ve mutlulukları ortaya çıkıyor. İşte bunların tamamı iyi işler ofisi Serkan’ın yerinden çıkıyor.