SERKANIN UNUTULMAZ OYUNU: 12. GECE

İnsanın ömrü bir oyuna benzer. Hayatımızdaki tüm kararlarımız oyunun bir sahnesi gibidir. Evet, gençler başlık gayet yakışıklı. Aslında çalıntı diye biliriz.12. gece oyunu aslında bir Shakespeare yapıtı. Bir dergi kapağında rast geldim. Benim neden bir oyunum olmasın ki dedim. Dev sahnelerin olduğu, insanların mutlu olduğu ve kahkaha attığı bir oyun. Ben ise bir yönetmen olayım falan derken bir an duraksadım. Meğer ben zaten yönetmenmişim.
Cevabı aslında dolaylı yoldan geliyor. Dolaylı yolda biraz uzun olduğu için geç geliyor tabi. Hazır sırası gelmişken bende size oyunumu anlatayım. Bir shakespare olmasa da bir Serhat Serkan GÜZELSOY yapıtı olduğunu unutmayalım.istanbul-düğün-fotoğrafçısı-serhat-serkan-guzelsoy-wedding-photographer
İki genç hayatın en enerjik ve deli dolu günlerinde tanışırlar. Hayatın tam ortasında. İleriye gitsen gidilmez, geriye gelsen gelinmez. Sonra, tanışılır ve kaynaşılır. Kızın annesiyle tanışmalar, babasından kaçmalar, evvel zamanın içinde kalburda samanın içinde kayıp olmuşken yakışıklı ve beyaz atı olan prens uzun saçlı prensese derki evlen benimle. Aynen öyle, badoslama dalar mevzuya. Hayır ya bir yanlışlık var. Orada afilli laflar söyleniyordu ama tam aklıma gelmedi. Sonra evet sesi yükselir güzeller güzeli prensesten. Sonra mutlu mesut yaşarlar.
Tabi mevzu biraz karıştı ama toparlaya bildiğim kadarıyla toparlayayım. Kızı babasından isterler, düğün günü, eşya falan derken damat bir on yıl yaşlanır tabi. Yine konu saptı ama burada düğün fotoğrafçısı ile tanışırlar. Düğün fotoğrafçısı çekim yapılabilecek yerleri sunar. Onlarda akıllarında veya internetten araştırdıkları veya eşten dosttan kulaktan dolma şehir efsanelerini söylerler. Sonra o fotoğrafçı yani ben, onlara en güzel düğün fotoğraf çekimi mekanlarını gösterir ve birinde anlaşıp dağılırız. Düğün günü gelir, seyirciler kendilerine davetiye gönderilen kişilerdir. Oyuncular ise gelin ve damat, yönetmen ben. Nasıl olur dersen. Şimdi elimde fotoğraf makinası diye bir alet var. Kime gülümse desem gülüyor. Kime kardeş az yana kay, yada sen çık az sonra seni ayrı fotoğraf çekeceğim desem hiç sesi çıkmıyor. Olmadı sağa, olmadı sola diyerek tüm gün insanları bir oraya bir buraya sürükleyip duruyorum.
İşte azizim bizim de hayatımız insanların en mutlu günü olan düğün gününde düğün fotoğrafçısı olarak katılmak. Maksadımız insanların mutlu olması ve hayatlarında bir nebze olsun yer edip, düğün fotoğrafçısı olarak kaliteli fotoğraflar çekebilmek. Racona falan gerek yok yani. Maksat 12. Gece oyunu gibi komedi olsun. En mutlu günler sizin olsun.